Түрк тилиндеги текст
lerden birinin, o dönemde İslâm ilim çevrelerinin hâkim çoğunluğunu oluşturan ehl-i sünnet tarafından Mu‘tezile’nin sapkın bir ekol sayılarak dışlanması, Sünnî ilkelerin büyük ölçüde tesbit edilmesi ve buna bağlı olarak birçoğu kelâm ilkeleriyle yakından alâkalı olan fıkıh usulü ilkelerinin gözden geçirilmesine gerek duyulması olduğu görülür. Bu dönemde Hanefîler’ce, Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’nin vefatından çok sonra Mâtürîdîliğin inşa edilmesi de bu gerekliliğin bir sonucudur. Esasen fıkıh usulü eserlerinin fıkıh veya kelâm mezheplerine bağlı olarak yazılması birbirini dışlayan değil genellikle beraber bulunan iki olgudur. Bâkıllânî, Kadî Abdülcebbâr, Cüveyni ve Gazzâlî gibi bazı âlimler, fıkı