Türk dilindäki tekst
yısıyla mushaf hâlindeki yazı veya telaffuz edilen lafızlar hâdis (sonradan yaratılmış) olsa da bunların ifade ettiği ilâhî mana yani kelâm sıfatı kadîm (ezelî) kabul edilir.6 Ehl-i Sünnet âlimleri, bu çerçevede, ilâhî kelâmın zatî ve kadîm yönü ile onun duyulur ve hâdis temsili arasında açık bir ayrım yaparlar. Vahyin harf ve ses kalıplarıyla gelmesi, onun temsil boyutudur; özü yani kelâm-ı nefsî, Allah’ın zatıyla kaim, ezelî bir sıfattır. Bu nedenle Kur’ân’ın lafzî yapısı yaratılmış olsa da onun ilâhî kelâm olma vasfına zarar vermez. Aksine bu yapı, kadîm olan zatî kelâmın kevnî düzlemdeki temsili olarak değerlendirilir. Böylece kelâm sıfatı, Allah’ın zatında kadîm olarak varlığını sürdürü