Türkcə Mətn
abirini kullanmaktan uzunca bir süre uzak durmuşlar ve kendilerini Ebû Hanîfe’ye nispet ederek Hanefiyye veya Ashâbu Ebî Hanîfe olarak tanımlamışlardı. Ancak onların bu nitelemesinde Hanefîlik yalnızca fıkhî bir kimlik değil, aksine hem usûlde hem de fürûda Ebû Hanîfe’ye tabi olmak şeklinde algılanmıştır.11 Baba ve oğul Sübkî’nin iki mezhebi mukayese eden yaklaşımlarında, tarafların üst kimlikleri Hanefîlik ve Eş‘arîliktir. Öyle ki ihtilaf noktaları aynı dönemde yaşamamış olmalarına karşın Ebû Hanîfe ve Ebû’lHasan el-Eş‘arî üzerinden mukayese edilir. Bu yüzden mesele çoğu kez Ebû Hanîfe’nin ve Eş‘arî’nin birbirine muhalefeti gibi anakronik bir tarzda ele alınır. Bu noktada Ebû Mansûr el-Mâtu