Türkcə Mətn
un da hakiki iman olduğunu söylemektedir.16 Mâtürîdî’nin bu kullanımlarının Allah’ın birliği, Allah’a şey denip denilemeyeceği, tekvin sıfatı, ru’yet, ma’dum, yaratılmışların fiilleri, kudret, ıstataat, kaza ve kader, irade, şefaat, imanda istisna, İman-İslam meselesi gibi hem aklî hem de naklî konularda söz konusu olduğu görülmektedir. Dolayısı ile ona göre tahkik kelimesinin söz konusu kullanımları nakle ait olsun akla ait olsun konu üzerinde itinalı bir araştırma yapmayı ifade etmektedir. Aynı gelenekten Ebü’l-Mu‘în en-Nesefî (508/1115) de tahkik kelimesini beyan etmek, açıklayarak ortaya koymak,17 delillendirmek, ispatlamak18 ve gerçekleşmek19 anlamında kullanmaktadır. Nesefî’nin bu kavr