Türkcə Mətn
lam düşüncesine mensup bilginler gibi, Ehl-i Sünnet kelamcı ları da bilginin gerçek olduğunu ve eşya hakkında kesin bilgi edinebileceğimizi kabul ederler. Onlara göre, "eşyanın hakikatleri sabittir, aslı vardır; bilgimiz o sayede gerçekleşir.'ıA Yani bilgimiz bu şeylerin hakikatlerine değil , sıfat ve tavırlarına aittir. Biz eşyanın cismi hakkında toplu (icmall) bilgi edinebiliriz.s Bundan da eşyanın objektif ve bilinebilir bir gerçekliğe sahip olduğu anlaşılır. Esasen bu hüküm bilginin mümkün olduğunu da vurgulamaktadır. Bu bakımdan eşyanın hakikati ve dış dünyanın varlığı kesin olarak ortaya konulmalıdır. Eğer bunlar anzl ve hayali şeylerden ibaret kalırsa, o takdirde dini müessesenin k