Türkcə Mətn
şeklinde tarif eder.24 Buna karşılık tefsirinde ise yukarıda zikri geçen ayeti (el-Kamer 54/49) açıklarken, kaza ve kaderle ilgili yaptığı tanımlarda bunların aksinin de zikredilebileceğini, yani kazanın tarifi olarak yer verdiği ibarenin kader; kader için aktardığı tanımın kaza için kullanılabileceğini belirtir. 25 Diğer eserlerinde bu tip ikili bir tarif anlayışına yer vermeyen müellifin Mâtürîdî mezhebine mensup olmasına rağmen genel olarak kaza ve kaderi Eş῾arî anlayış doğrultusunda tanımlaması dikkat çekicidir. Nitekim onun bu tanımlar içerisinde Eş῾arî kelamcılarından Şemseddin el-İsfahânî’nin (ö. 749/1349) kaza; “mümkünlerin icmâlî olarak levh-i mahfûzda yazılı olmasıdır”, kader ise;