Türkcə Mətn
et) de tasdike sevkeden bir sebep olabilir.” Dolayısıyla Matürîdî Cehm gibilerin sözünden imanın salt bilgi olmasından ziyade bilginin imana götüren bir sâik, bir vesile olduğunu anlamanın daha doğru olacağı kanaatindedir.17 Ebû Hanîfe’nin iman anlayışına gelince Eş‘arî’nin nakline göre İmam, imanı şöyle tarif etmektedir: “İman Allah’ı bilmek (marifet bi’llâh), Allah’ı ikrâr etmektir (ikrâr billâh); Peygamberi bilmek (marifet bi’r-rasûl) ve Allah katından Ebu’l-Hasan Ali b. İsmail el-Eş‘arî, el-İbâne an usûli’d-diyâne (Beyrut: Dâru İbn Hazm, 2003), 17. Ebu’l-Hasan Ali b. İsmail el-Eş‘arî, el-Lüma‘ fi’rred alâ ehli’z-zeyğ ve’l-bida‘ (Beyrut: Dâru’lKütübi’l-İlmiyye, 2003), 78. 15 Eş‘arî, Makâl