Türkcə Mətn
reti ve özellikle fıkıh ilmindeki görüĢ ve düĢünceleriyle daha hayattayken tanınmıĢ ve bazı görüĢleri nedeniyle sünnete muhalefet etmekle veya hadis bilmemekle tenkit edilmiĢtir (Ebu Zehrâ, 1959, 298). Özellikle Hicri IV. asırdan itibaren Ebû Hanîfe‟nin ehl-i rey oluĢu ve hadis bilmediği etrafında Hanefîler ile ġafiîler arasında çeĢitli tartıĢmalara konu olmuĢtur (Ebû Zehrâ, 1959, 7-9). Tarihi arkaplanı olan bu tartıĢma Bâbertî‟nin yaĢadığı dönemde tekrar canlanmıĢtır. Ebû Hanîfe‟nin güya Buhârî (ö. 340)‟nin hadislerini bilmediği ve birçok hususta Hz. Peygamber‟in hadislerine muhalefet ettiği gibi karalayıcı iddialar ortaya atılmıĢtır. Bunun üzerine bazı Memlûk ileri gelenlerinin -muhtemelen