Türkcə Mətn
henüz bütünüyle ortaya çıkarılmamış olsa da 1650-1750 yılları arasındaki dönem, Osmanlı Devleti’nin birçok açıdan dönüşüm sürecinden geçtiğinin ipuçlarını verir.5 Sâlih b. Süleymân’ın yaşadığı XVII.-XVIII. asırlarda ise Osmanlı üzerinde Devvânî’nin (ö. 908/1502) entelektüel etkisinin yeniden arttığı görülmektedir. Zira bu dönemde Devvânî’nin gerek isbât-ı vâcibe dair yazdığı risaleleri gerekse Hâşiye-i Celâl’i üzerine yazılan şerh ve hâşiyelerde niceliksel bir artış söz konusudur. Bu doğrultuda özellikle Tarsûsî (ö. 1117/1705), Kazâbâdî (ö. 1163/1750) ve Gelenbevî’nin (ö. 1205-1790) hâşiyeleri ilk bakışta vurgulanabilir.6 Bu süreçte Nesefî Akâidi etrafında üretilen şerh edebiyatının da zengi